Bugüne kadar duygusal çatışmalardan doğan uzun süreli stresin fiziksel hastalıkların nedeni olabileceğini konuştuk ama şunu fark etmeye pek yönlendirilmedik: Gergin bedenimiz de gerçekleşmeyen hayallerimizin sorumlusu olabilir mi?
Kurulamayan hayaller, kurulduysa da gerçekleşmeyenler, tam olmuş gibi olacakken yarım kalanlar, gerçekleşenler ancak sonu hayırlı bitmeyenler… Tam da o ilişkiyi bulduğunu düşünürken işlerin sarpa sarması, tam da kazandım derken daha fazla borca girmiş olmak, tam terfi ettim derken yönetici ile aranda patlayan anlaşmazlık, tam da ideal kilona kavuşmuşken hızla geri gelen yağlanmalar… Bunlar kabaca örnekler… Hepimizin hayatlarında ne detaylar var böyle… Tamam diyoruz, ne istediğime karar verdim, niyetim belli, yolum açık… Önce biraz genişliyoruz. İşaretler geliyor, hareket başlıyor, güzel şeyler oluyor. Ama o da ne? Aniden gerilemeye başlıyoruz. Bir zaman sonra biraz daha yukarı sıçrıyor ve sonra tekrar geri düşmeye başlıyoruz. Şöyle bir türlü ağız tadı ile niyetimizin enerjisini etrafa saçamıyoruz. Hep sığ sularda acemi kulaçlar… Demek ki yeterince istememiş miyim? Hani nerede o anlatılan kuantum sıçramalar? Ellere var da bize yok mu? Yoksa ellerin anlatmadığı ya da farkında olmadan yaptıkları farklı bir şey mi var?
Devamını mumkundergi.com adresinden okuyabilirsiniz.




Yorum yapmak ister misin?