Yukarı
Blog

Söyle, sen affedebilir misin?

En büyük hastalığımız önyargılarımız.

Panzehiri ise onların üzerine gitmek çünkü:

Her insanın diğerinden öğreneceği en az bir şey var.

Hep biraz gizemli, ortaya çıktı mı tam çıkan, sonra yine kendi dünyasına dönen Timuçin Esen’in oyunculuğunun tadına varmak için bekliyordum filmi.

Tek merakım buydu açıkçası.

Oyunculuk beklentimin de üzerindeydi ama filmin tamamı gerçekten bir sürpriz oldu.

Bu filme gitmeseydim;

Bu yaşıma kadar hayatımın arka fonunda silik bir siluet olan Müslüm Gürses’i tanımayacaktım.

“Bu kadarı ancak filmlerde olur” denecek bir hayatın içinde üzerinde dondurma varmış gibi külah yalayan iki çocuğun sevincini görüp mutluluğun anlarda gizli olduğunu hatırlayamayacaktım.

Genç Müslüm, babasının dayağından kaçıp da Halkevi’nin önüne geldiğinde, işte tam da o anda fondaki müziğin “Hey Dost!” deyişindeki çağrıyı içim titreyerek hissetmeyecektim. (Haydar Haydar)

Müslüm’ün ilk öğretmeni Limoncu Ali’nin az konuşan ama çok öğreten ve asla müdahale etmeyen yüceliğini tanımayacaktım.

Müslüm’ün -annesini öldüren babası dahil- sınırsız affediciliğine, Muhterem Nur’un kabulde kalışına hayran olamayacaktım.

Müslüm’ün ardından gelen “Baba” lakabının ona nasıl da yakıştığını, arabesk bir söylemden öte nasıl da derin bir anlamı olduğunu bilmeyecektim.

“Babaaaa” diye haykırarak sahneye fırlayıp onu bıçaklayan hayranını affedişini, kendini jiletleyen hayranları için “Böyle yapıyorlar çünkü yastalar” dediğini, o yasın, ah aslında ne kadar anlamlı bir vurgu olduğunu fark etmeyecektim.

Müslüm’ün, kardeşinin ona hediye ettiği ve üzerinde bir “dondurmasız külah” resmi olan Yunus Emre kitabı ile hayata dayandığını öğrenmeyecektim.

Müslüm ile Muhterem Nur’un aşklarının hikayesini, yaralı bilinçaltlarının birleşiminden doğan aşkın nasıl derin bir sevgiye dönüştüğünü fark etmeyecektim.

Uzun yıllardır müzikle de ilgilenen ancak bu yönüyle pek tanınmayan Timuçin Esen’in bu alanda gerçekten yetenekli olduğuna ve bunun artık bu hayatta olmayan Müslüm’ün hediyesi ile ortaya çıkışına sevinemeyecektim.

Timuçin Esen’in bir röportajında anlattığı rüyanın –belki kendisinin bile farkında olmadığı- boyut, kapı, onay sembollerini okuyamayacaktım.

Ben bu filme gitmeseydim, farkında bile olmadığım önyargılarımla yaşamaya devam edecektim.

Kalbimden bir buz parçası daha eridi, çok şükür!

 

“Müslüm, senin sesin ancak sen susarsan kesilir.”

Limoncu Ali

«

»

2 Yorum
  • Omer Gokcen
    2 sene ago

    Hayatinin bu erken doneminde farkindaligi gercekten yakalamis ve kendini gelistirmeye caba sardeden, etrafina ve hayata dolu dolu sevgi ile bakabilen gonlu bol verici piril piril guzel bir insansin sevgili yegenim Yapyak hanim. Seninle iftihar ediyorum ve cok seviyorum:)))

    Amca Omer

  • sema emine aydinelli
    2 sene ago

    Bu yazı Müslüm filmi üzerine yazılacak en güzel yazı. Blogda kalmamalı , filmi izleyen yüz binlere ulaşmalı….

Yorum yapmak ister misin?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir