Yukarı
Dergiler

Madem öyle…

Pozitif Dergisi ekibinden Serda ile geçtiğimiz aylarda Çin Fısıltıları yöntemi ile bir hikâye yazdık. Adı, Bak Bana… İki kadının kaleminden bir aşk hikayesi…

 

Yöntem şu şekilde işledi;

Birimiz henüz hiç kurgulanmamış bir hikâyenin girişini yazdık. Diğerimiz oradan aldığı esinle devamına birkaç paragraf ekledi. Aramızda hikâye üzerine bir kez bile konuşmadık, sadece heyecanla diğerinin ne yazacağını bekledik. Birimizin başlattığı bir kurguyu diğerimiz devam ettirdi, bazen bambaşka bir yere çekti, hikâyenin yönü tamamen değişti. Böyle böyle yaklaşık altı sefer el değiştirdik; kahramanlar doğdu, yan karakterler, mekanlar, zamanlar onlara eşlik etti ve orada yeni bir yaşam başladı.

 

Bu iş birliği benim için iyi bir hikâye yazma fırsatının yanı sıra iyi bir ego törpüsü de oldu.

 

Çünkü;

 

Benimmm yazdığım hikâye parçasını arkadaşım nasıl sürdürecek bilmiyordum.

 

Benimmm kafamdaki kurguya uygun yazacak mı bilmiyordum.

 

Benimmm hayal ettiğim kahramanın özellikleri onun kafasında da var mıydı, bilmiyordum.

 

Benimmm olan bir şey var mıydı, onu da bilmiyordum.

 

İlk birkaç seferde kurguyu benim hayalimden uzaklaştırışını seyrettim hafif bir tedirginlikle.

 

Sonra bıraktım.

 

“Acaba benim kurguma uygun yazacak mı?” diye düşünmeyi bıraktım.

 

Ve sadece heyecan duymaya başladım:

 

“Acaba ne yazacak?”

 

Her yeni bölüm geldiğinde koşa koşa açıp baktım, bazen kahkahalarla güldüm, ben de ona tatlı sürprizler hazırladım, bazen yeni bölüme uyumlanmak için hemen bilgisayar başına geçtim, bazen birkaç gece üzerine yatmam gerekti.

 

Serda bu sırada neler yaşadı bilmiyorum, bunu bile konuşmadık.

 

Hikâye bitip de biraz demlendikten sonra tekrar okudum.

 

Direnmeden, kontrol etmeden, sahiplenmeden, uyumlanarak ve çözüm üreterek ne kadar güzel bir hikâye doğurabildiğimize şahit oldum.

 

Ve bu hikâyenin oluşumunun yaşamımıza ne kadar benzediğini fark ettim.

 

Hayat da böyle işte. Bazen bir de bakıyoruz ki bilmediğimiz bir el senaryoya kurgu eklemiş.

 

Ne yapacağız?

 

Kontrol edemediğimiz paragraflara direnmeden, kurguyu sahiplenmeden, “İlle de benim dediğim olsun” demeden, uyumlanarak ve çözüme odaklanarak yaşamlarımızın içinde tatlı, yeni yaşamlar doğuracağız.

 

 

Sevgiyle,

 

 

 

 

«

»

Yorum yapmak ister misin?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir